5 Temmuz 2009 Pazar

OSMANLI SARAY KADINLARININ GÜZELLİK SIRLARI

Kadınları, güzel görünme isteği, insanlığın her döneminde var olan bir istek. Eski çağlardan günümüze kadar gelen, pek çok güzellik formülü mevcut. bu yazımız, daha yakın tarihimizden, Osmanlı döneminden kadınların güzellik sırlarını içermekte.

* Saraydakilerin bir numaralı güzellik sırrı, temizlikti. Hamam kültürü, bu sebeple gelişmiş. Banyoda, mutlaka keselenirlerdi ve keselenmek de en doğal peeling'dir. Cilde gençlik ve güzellik kazandırır.
* Temizlikte, sabun en önemli ürün. Bu sebeple, çok büyük bir sabun sektörü vardı. Saraya da, en kaliteli sabunlar gelirdi ve bunlara eritilip, kullanacak kişinin zevkine göre gül veya meyve şekilleri verilirdi. Saraylıların sabunları, mutlaka kokulu olurdu.
* Saçlar, sabunla yıkandığı zaman sertleşir. Bunun için yumuşatıcı olarak hatmi ve ebegümeci kullanılırdır. Bu bitkileri kaynatınca kıvamlı bir su oluşur. İşte o kıvamlı su, bugünkü saç kremlerinden daha etkili bir yumuşatma gücüne sahiptir.. Saraya kilolarca kurutulmuş hatmi ve ebegümeci gelirdi.
* Saç ve cilt bakımında, kil, en çok kullanılan malzemedir. Kildanlıkların içine, önce kili sonra da suyu koyarlar, Kil aşağıya çökünce, üstündeki suyu kullanırlardı. Bu suyun yumuşatıcı ve saçı-deriyi besleyici özelliği vardır.
* Cilt bakımında, yağları çok kullanılan malzemelrdir. Çünkü keselenip, ölü deriyi attıktan sonra dışarı çıkılırsa cilt çabuk kırışır. Bu yüzden, banyodan sonra, ince bir tabaka, yağ cilde sürülürdü. Böylelikle dış etkenlerden korunurdu.
* El, ayak ve tırnak bakımı da çok önemli bir konudur. Bunun için, susam veya zeytinyağı çok kullanılan ürünlerdir. Ama, bunlar bitkilerle birlikte kullanırır. Özellikle, gül yağı tercih edilir. Bu da ; kokulu gül yaprakları zeytinyağı ya da susam yağı içinde bekletilip, süzüldükten sonra elde edilir. cilt için çok faydalıdır.
* Osmanlı saraylarında, tonlarca gül suyu kullanılıyordu. Çünkü, gül suyu yüzü temizler, cildi nemlendirir, kırışıklıkları giderir. Hafif ve huzur veren bir kokusu vardır. Cilt hastalıklarına ve yaralara iyi gelir. Hatta Osmanlı gül yağını ruh hastalıklarının tedavisinde kullanmış. Gül macunu ve şerbeti hazımsızlığa iyi gelir. Bu şerbet, bal ve gül suyu karıştırılarak elde edilirdi.
* Osmanlı sarayında, kokular çok önemlidir. Hatta hekimler kokuyla tedavi bile yapıyor. Değişik kokuların, insanları ruhen ve bedenen nasıl tedavi edeceğini çok iyi bilirlerdi.Alkolsüz, Çok güzel parfümler elde ederler. Özellikle, baharda buhur günleri yaparlardı. Sabahlara kadar kazanlar kaynar, güzel kokular elde edilirdi. ,Saray en çok misk ve amber kokardı. Buradan da anlaşılacağı gibi, günümüzdeki aromaterapi Osmanlı zamanında uygulanan bir yöntemmiş.
* En önemli güzellik sırlarından biri de limondu. El ve yüzleri için beyazlatıcı olarak kullanılırdı. Limon antiseptiktir ve içinde şeker vardır, yüzü besler, gerginleştirir ve yaraları iyileştirir.
* Osmanlıda, çok önemli iki estetik kaygı vardı. Ciltlerinin beyaz, saçlarının siyah olması makbuldü. Açık renk saç sevilmiyordu. Beyaz ten ise güzellik demekti. Güzellik ve genç kalmak için yemelerine çok dikkat ederlerdi. Zaten kesinlikle çok yemezlerdi. Özellikle ilkbaharda çok az yenilir, yenilenler de bağırsakları ve kanı temizleyecek sebzeler olurdu. Mesela kiraz kanı temizlediği için çok yeniyordu. İlkbaharda müshil ya da tuzlalardaki tuzlu sular içilerek bağırsaklar temizleniyordu.
* Osamanlı kadınların, güzellik sırları aslında pek çoğumuzun bildiği, ama ya vakitsizlikten, ya da cesaretsizlikten uygulanamayan yöntemler. Zararın neresenden dönülürse kardır diyelim ve doğal bakım yapmaya başlayalım.

Tepkiler:

0 yorum: