Paylaşmak Güzeldir

29 Nisan 2008 Salı

DR İBRAHİM SARAÇOĞLU ZAYIFLAMA HAPI

23 Nisan 2008 tarihinde Seda Sayanın Programında konuşan Dr İbrahim Saraçoğlu bir zayıflama hapından bahsetti. Bahsettiği hap MAXİ L-CARNİTİNE. Aslında bir vitamin olan bu hapın özelliği vücutta depolanan yağların enerjiye çevrilmesinde önemli bir rol oynuyor. Hipo glisemiyi önlüyor, kalbi güçlendiriyor ve kalp krizini önlüyor. L Carnitinevücuttaki esansiyel amino asit olan L-İysine ve L-methionine'den sentezlenir ve bu işlem sırasında yeterli miktarda vitamin B3, B6, C ve demir bulunmalıdır. L-carnitinr yetersizliğinde yağın büyük bir kısmı yakılamaz. Hücrede birikir ya da trigliserit olarak kana karışır.
L-carnitine ayrıca zayıflama diyeti sırasında ketonların birikerek asitik kan oluşmasını da engeller. Ketosis denen bu durum engellenmez ise kalsiyum, magnezyum ve potasyum gibi minerallerin kaybına yol açar ve ileri aşamalarda daha tehlikeli sağlık sorunlarına yol açabilir.
L- carnitine kalp için koruyucudur. Yapılan çalışmalarda kalp hastalarının egzersiz dayanıklılığını artırdığını ve süresini uzattığı görülmüştür. L-carnitine bunun yanında bunun yanında nitrogliserin birikmesini ve kalp krizi riskini de azaltır. L-carnitinenin besin kaynakları et ve süt ürünleridir. Sebze, meyve ve tahıllarda bulunmaz ya da çok az miktarlarda bulunur, o yüzden vejeteryanlar için önemli bir takviyedir. L-carnitine özellikle spor yapan kişilerde yağ yakımını hızlandırmaktadır.

28 Nisan 2008 Pazartesi

DR İBRAHİM SARAÇOĞLUNDAN GUATR HASTALIKLARI İÇİN DEREOTU KÜRÜ

Triod hormonlarının çok çalışması kadar az çalışmasıda sağlık açısından ciddi problemler doğuran bir durumdur. Bitkilerle hastalıkların tedavisi üzerine çalışmalar yapan Dr İbrahim Saraçoğlu Troid hastaları için mucize bir çözüm bulduğunu ve hatta heyecandan günlerce uymadığını söylüyor.Tiroidin hızlı ya da az çalışması durumunda dereotu çok etkilidir. 3 ay boyunca bir yemek kaşığı dereotu sabah, öğle ve akşam öğünlerinden 15 dakika önce tüketilecek. Bu konuda 5 ay sonra ilaçlarını bırakan hastaların oranı yüzde 90’dır.
Dereotunun bir diğer yararı ise zayıflamaya yardımcı olması. Sofraya oturmadan 15 dakika önce bir yemek kaşığı dereotu yerseniz sofradan daha erken kalkarsınız. 10 dakika sonra tokluk hissi artacaktır. Daha az yemek yersiniz. Diyet yapanların özellikle yemesi gerekir. Açlık duygusuna fren yaptıran dereotudur. Hatta yemek arasında da yiyebilirsiniz. İştahınızın yavaş yavaş kalktığını görürsünüz. Göreceksiniz ki iştahınız daha erken kapanacak ve doygunluk duygunuz daha erken gelecektir.

26 Nisan 2008 Cumartesi

AHUDUDUNUN FAYDALARI

Ahududu halk arasında Ağaççileği ya da sultan böğürtleni olarak da bilinir. Çalı şeklinde, dikenli, kümeler halinde olan ve genellikle ağaçlık alanlarda kendiliğinde yetişen bir bitkidir. Bazı bahçelerde dikimi de yapılmaktadır. Duta benzeyen meyvesi kırmızı, etli, sulu ve güzel kokuludur. Meyvesi taze olarak yenilebileceği gibi kurutularak da kullanılır. Yaz başında çiçek açar; temmuz-ağustos aylarında meyvesi olgunlaşır ve toplanır. Bazı yararları şu şekildedir.
AHUDUDNUN FAYDALARI;
*İnsana ferahlık hissi vermektedir.
*Kalp rahatsızlıklarının ortaya çıkmasını engellemektedir.
*İshali durdurabilmektedir.
*Ateş düşürücü etkisi bulunmaktadır.
*Damar tıkanıklıklarının önüne geçmeyi sağlar.
* Dolaşım sistemini düzenler.
*Yüksek tansiyon hastalarında olumlu etkileri bulunmaktadır.
*Boğaz ağrılarına ve basit iltihabik durumlara iyi gelmektedir.
*İçerdiği etken madde sayesinde kabız yapıcı özelliğe sahiptir.
*Kesikler üzerinde kullanıldığında kanın pıhtılaşmasına yardımcı olmaktadır.
*Kanın temizlenmesine yardımcı olur.
KULLANIM ŞEKLİ VE HAZIRLANIŞI :
Ahududunun çiçekleri kaynatılıp bu su ile gargara yapılırsa bademcik, boğaz ve dişeti iltihaplarına iyi gelir. Göz nezlesinde, göz banyo yaptırılırsa yararlıdır. Bir miktar ahududuyu ezip püre haline getirdikten sonra yüze maske yapılırsa cildi sıkılaştırır ve serinletir. Yaprakları ince kıyılıp kaynatılarak çayı hazırlanabilir.

25 Nisan 2008 Cuma

KURU CİLTLER İÇİN BEPANTHENE PLUS KREM

Bepanthene Plus krem tıbbi bir krem aslında. Hekimlerin dermetit ve pişiklerde, cilt kuruluğunda sıkça kullandıkları bir krem. Suna dumankaya da Bu kremin güzelliğinden faydalanıp kuruciltlere hitaben güzel bir bakım kreni hazırlamış. Kullanım süresi 3 ay. İşte tarifimiz.
MALZEMELER: 1 date Bepanthene plus krem, 7-8 damla kayısı yağı, 1 adet Evingen ampul.
KULLANIMI : Bütün malzemeleri karıştırıp krem haline getirdikten sonra cildinize sürün.
ÖNEMLİ UYARI : Bu kremi gece yatarken kullanın. Yağlı krem olduğundan güneş lekesi yapacaktır. Gece bakım kremi olarak kullanmak daha uygun.

24 Nisan 2008 Perşembe

MÜKEMMEL BİR CİLT İÇİN KAYISI MASKESİ

Kayısı yemenin cildi güzelleştirdiği ve hatta kadife gibi bir görünüm kazandırdığını artık hepimiz öğrendik. birde maskesini deneyin bence menun kalacaksınız.
KAYISI MASKESİ :
Üç tutam defne yaprağı,bir tutam tarçın kayısı suyunda pişirilir.Bir adet yumurta ve yarım fincan süt karıştırılarak krem haline getirilir.
FAYDASI : Yüzdeki sivilceleri gidermek ve tene tazelik kazandırır.Saça uygulandığında dökülmeyi durdurur ve saçın geç ağarmasını sağlar.

SİYAH NOKTALARINIZ İÇİN LİMON VE YOĞURT MESKESİ

Cildinizi siyah noktalardan arındırmak için size mükemmel bir cilt maskesi öneriyorum. İhtiyacınız olan iki şey var. Bir kase yoğurt ve bir tam limonun suyu.
YAPILIŞI : Yoğurt ve limon suyunu karıştırıp göz çevresi hariç cildinize sürün. 15 dakika bekletip yüzünüzü ılık su ile yıkayın.
FAYDASI :
Limon cildinizi mikroplardan arındırıp dezenfekte edeceği için sivilcelerinizden kurtulursunuz ve siyah noktalarınızın azalmasını sağlarsınız. Yoğurt ise cildinizi besler ve nemlendirir.Cildin yağ miktarını dengeler. Bu maskeyi haftada bir uygulayacaksınız.
Bu maskeyi uyguladıktan sonra cildinize canlılık kazandırmak için içine papatya çiçekleri attığınız kaynamış suyun buharına 5 dakika yüzünüzü tutatbilirsiniz. Papatya cildi dinlendirir.

23 Nisan 2008 Çarşamba

DR İBRAHİM SARAÇOĞLU ELMA VE KAYISI KÜRÜ

Dr İbrahim Saraçoğlu yine harika bir cilt bakımı tavsiyesinde bulunarak herkesin dikkatini çekti. Bu sabah seda sayanın programında verdiği tarifi merak edenler için bizde yayınlıyoruz. Bu Cilt maskesi için

1 adet orta boy sert bir elma
4 adet sert kayısı gerekli
5-6 yemek kaşığı su
YAPILIŞI :
Elmann kabuklarını incecik soyup içindeki çekirdeklerinin bulunduğu iskeleti temizleyin. Kayısının çekirdeklerini çıkarıp kabuklarını soymadan 5-6 kaşık su ile 5-6 dakika kaynatın. Sonra rondodan geçirerek püre haline getirin. Elinizde yaklaşık bir kahve fincanı kadar püre olacaktır. Bu püreyi göz çevreniz hariç bütün yüzünüze sürüp 45 dakika bekletin. Sonra ılık su ve arkasından soğuk su ile cildinizi temizleyin. Haftada bir uygulanmalıdır.




İBRAHİM SARAÇOĞLU KAYISI VE ELMA İLE YAPILAN CİLT BAKIMI

Dr İbrahim Saraçoğlu yine harika bir cilt bakımı tavsiyesinde bulunarak herkesin dikkatini çekti. Bu sabah seda sayanın programında verdiği tarifi merak edenler için bizde yayınlıyoruz. Bu Cilt maskesi için;
1 adet orta boy sert bir elma
4 adet sert kayısı gerekli
5-6 yemek kaşığı su
YAPILIŞI : Elmann kabuklarını incecik soyup içindeki çekirdeklerinin bulunduğu iskeleti temizleyin. Kayısının çekirdeklerini çıkarıp kabuklarını soymadan 5-6 kaşık su ile 5-6 dakika kaynatın. Sonra rondodan geçirerek püre haline getirin. Elinizde yaklaşık bir kahve fincanı kadar püre olacaktır. Bu püreyi göz çevreniz hariç bütün yüzünüze sürüp 45 dakika bekletin. Sonra ılık su ve arkasından soğuk su ile cildinizi temizleyin. Haftada bir uygulanmalıdır.

DR ENDER SARAÇTAN BİTKİ ÇAYI TARİFİ

Zayıflamak sadece diyetle yapılacak bir iş değil. Diyetle birlikte egzersizler ve yardımcı olarak bitki çaylarının kullanılması da uygun olacaktır. Dr Ender Saraç'ın önerisi de bu yönde. Aşağıdaki yazımda Ender Saraçın zayıflamaya yardımcı bitki çayı tarifini veriyorum.
MALZEMELER :
Bir su bardağı için 1-2 adet avakado yaprağı, 1 çay kaşığı yeşil çay, küçük bir tutam kiraz sapı ve mısır püskülü, 1 çay kaşığı rezene tohumu sadece
YAPILIŞI : Bütün malzemeler 1-2 dakika kaynatılacak ve hafifçe fokurdadıktan sonra 3-4 dakika demlenmeye bırakılacak. Sonrasında şeker veya tatlandırıcı eklenmeyecek sadece çok ince bir dilim limonla içilecek. Yemeklerden biraz sonra da içebilirsiniz. Akşam mümkün olduğunca erken yenilecek. Sabah ise erken kalkmak önemli çünkü erken kalktığınızda metabolizma hızlanır, sabah sporu ise vücudu canlandırır, harekete geçirir.

22 Nisan 2008 Salı

SÖĞÜT AĞACI KABUĞU

Söğüt yazın bizleri serinleten ve sulak yerlerde yetişen bir ağaç türüdür. Ama sadece seinletmekla kamıyor. Kabuklarıylada şifa dağıtıyor. Vücutta oluşan iltihaplanmalarda söğüt kabuğu çok iyi geliyor.
Aslında bu tedavi taaaa Hipokrat zamanından beri kullanılan bir tedavi. Eski zaman kaynaklarına göre, Eski Sümer ve Mısır kayıtlarında söğüt ağacı kabuğunun ağrı ve ateş tedavisinde kullanıldığı ile ilgili bilgiler yer almaktadır.
M.Ö. 5.YY'da Yunanlı doktor Hipokrat söğüdün ilaç olarak kullanımından bahsetmiştir. Amerika yerlilerinin de söğüdü tedavi amacıyla sık sık kullandığı bilinmektedir.
Söğüt ağacı kabuğundaki aktif madde Salisin'dir. Kristal formu ilk olarak 1828'de Fransız eczacı Henri Leroux tarafından izole edilmiştir. Saf formu İtalyan kimyager Raffaale Piria tarafından elde edilmiştir. Suda çözündüğü zaman asit özelliği gösterdiğinden (ph 2.4) Salisilik asit olarak adlandırılmıştır. Söğüt Kabuğunun Romatizmal hastalıklarda yaygın kullanılıp sonuç alındığı görülmüştür.

SAFRA KESESİ TAŞLARI İÇİN

Safra kesesi taşları çok fazla ağrılı ve muhtemelen sürekli mide bulantısına sebep olan bir durumdur. Ancak hekim muayenesi sonucunda klinik bilgiye dayanarak ve ultrasonografi tetkiki ile anlaşılır.
SAFRA KESESİ TAŞLARI İÇİN ŞİFALI BİTKİLER :
Dağ lalesi, hodan, zeytin yağı

21 Nisan 2008 Pazartesi

ÇİLEĞİN FAYDALARI

Çilekkkkk !!!! Nefis tadıyla ve kokusuyla deyim yerindeyse insanın ağzını sulandırıyor. Aklını başından alıyor. Yerde yetişen küçücük bir şey nasıl bu kadar lezzettli olabilir ki ? Nasıl olduğunu bilmem ama yemesi de keyfide mükemmel. Peki yaz mevsiminin nazenin meyvesinin yararlarını biliyor musunuz? Bilen ve bilmeyenler için hemen söyleyeyim.
-Çilekler C vitamini içeren besin zincirinde ilk sıralarda yer alıyor. Antioksidan ve bitki özleri yüksektir. Kırmızılığı koyulaşan çileklerin antioksidan özelliğin daha fazla olduğu sanılıyor.
-Hücrelere zarar veren, kanser türlerine neden olan serbest radikallere karşı koruyucudur.
-C vitamininin yanı sıra , mükemmel bir folik asit , manganez, potasyum, roflavin, B5 ile B6 vitamini, magnezyum, omega-3 yağ asiti, bakır ve K vitamini kaynağıdır.
-Vücudu kuvvetlendirir.
-Hasta olmayı önler.
-İdrar söktürür ve karında biriken suyu boşaltır. Böbrek ve mesane hastalıklarının iyileşmesine yardımcı olur.
-Mide ve bağırsak tembelliğini giderir.Sinirleri kuvvetlendirir. Yüksek tansiyonu düşürür.
-Bağırsak kurtlarını döker. Safra ifrazatını arttırır ve safra taşlarının dökülmesine yardımcı olur. -Karaciğer kifayetsizliğini ve şişliğini giderir.
-Ateşi düşürür. Dişdibi taşlarını eritir.
-Cilde tazelik ve güzellik verir.
-Damar sertliği, mafsal iltihabı, romatizma, ve nikriste de faydalıdır.
-Şeker hastaları da yiyebilir.
-Midesi zayıf olanlar suyunu içmelidir.
-Dikkat allerji riski vardır.

MANGONUN FAYDALARI

Hanımlar bu haberi dikkatle okuyun. Cilt güzelliğimiz için gerek beta karoten maddesi onda bol miktarda var. Potasyum ve lif açısından oldukça zengin ve iyi bir anti osidan o. Pek çok yararı daha var. Neden mi bahsediyorum. Tabiki tropik ikllimlerden bizlere yarar sağlamak için ülkemize kadar gelen Mangodan.
Mango tropikal bir meyve olmasına rağmen çoğumuz severek yiyoruz. Ve bilerek ya da bilmeyerek faylarını da görüyoruz. Bünyesinde C vitamini, A ve B vitamininin tüm türlerini içermektedir. İçeriğinde bulunan beta karoten sadece cildi güzelleştirmekle kalmıyor, çeşitli enfeksiyonların tedavisini vede gece görme zorluklarına karşı bağışıklık sistemini güçlendirir.

19 Nisan 2008 Cumartesi

SUNA DUMANKAYADAN GÜZELLİK ÖNERİLERİ

Bitkilerle bakım uzmanı Suna Dumankaya iyiki hayatımızda var diye düşünüyorum. İnsanların kozmetik firmalarına bağlı kalmadan kendi cilt bakımlarını kendisinin de yapabileceğini hepimize gösterdi ve çok da iyi yaptı. Suna hanımın saç bakımı üzerine yapmış olduğu önerileri hepimiz denedik ve çok da menun kaldık. Bu yazımızda da Suna Dumankayanın diğer önerilerine kulak verelim.
BEMBEYAZ DİŞLER İÇİN :
Bir tatlı kaşığı öğütülmüş adaçayı ve bir çay kaşığı kabartma tozunu karıştırın. Bu karışımla dişlerinizi fırçalayın. Haftada bir kez olgun çileğe fırçanızı batırıp dişlerinizi fırçalayın. Böylece hem ağzınız güzel kokar hem de dişleriniz parlar.
PAMUK GİBİ ELLER İÇİN :Bu arada 2 litre ılık suya bir çay kaşığı badem yağı ve yarım limon suyu karıştırın. Ellerinizi 15 dakika bu karışımın içinde bekletip kurulayın. Vazeline limon suyu karıştırıp ellerinize sürün. Ardından ellerinize poşet geçirip 30 dakika bekleyin.
PARLAK VE CANLI SAÇLAR İÇİN : Saçlarınızı şampuanla yıkayın. Ardından durulama suyuna bir kahve fincanı elma sirkesi koyun. Elma sirkesi saçların parlak görünmesini sağlar. Ayrıca kepek oluşumunu da engeller.
KARINDA OLUŞAN YAĞLARI ERİTMEK İÇİN : Birer çorba kaşığı limon suyu, susam yağı, biberiye yağı ve okaliptüs yağını karıştırıp sorunlu bölgeye dairesel hareketlerle masaj yapmalısınız.
BUNLAR HER DERDE DEVA :
*Ceviz yağı: B1, B2, C, E, A ve K vitamini içerir. Kanı temizler. Kansızlığa, verem ve şeker hastalığına iyi gelir. Afrodizyak etkisi vardır.
* Çam fıstığı: Bronşite ve kalp hastalıklarına iyi gelir. Ruhsal çöküntüyü giderir.
* Siyah üzüm: Kanserle savaşır. Antioksidan ve antiaging özelliği vardır. Mineral bakımından zengindir. Kan yapar.
* Tarçın: Boğaz ağrılarına ve regl sancılarına iyi gelir.
* Karanfil: Ağrı keser. Gaz söktürür. Boğaz iltihabına iyi gelir. İshali keser.
* Kayısı: Beyin yorgunluğunu giderir. Kan yapar, uyku verir ve hazmı kolaylaştırır.
* Keten tohumu yağı: Mide ve bağırsak iltihabını giderir. Böbrek taşı ağrısını kesici özeliği vardır.
* Polen: Vücuda kuvvet verir. A, B1, B2, B3, B4, C, D ve E gibi pek çok vitamin içerir. 22 çeşit amino asit ve 27 çeşit madeni tuz içerir.
* Okaliptüs: Astım, nefes darlığı, romatizma, siyatik ve anjine iyi gelir.
YAĞLI CİLTLERE SİVİLCE BAKIMI : Biberiye ve ıhlamur çayı ile yüzünüzü silin. Antibiyotiği yüzünüze sürün. Bir çay kaşığı maya ve bir çay kaşığı limon suyuna bir antibiyotikli kapsülü ezip karıştırın. 20 dakika cildinizde bekletin.
PARMAK ARALARINDA OLUŞAN NASIR İÇİN : İki diş sarmısağı fırında pişirin. Havanda bir fiske tuzla ezin. Bir tatlı kaşığı elma sirkesi karıştırın. Parmaklarınıza sarıp sabaha kadar bekletin. Ama yine de bir doktora danışmanızda fayda var.
AYAK MANTARINA KARŞI SİHİRLİ FORMÜL : Bu arada iki çorba kaşığı kınaya, bir tatlı kaşığı şap tozu ve bir tatlı kaşığı zeytinyağı karıştırın. Bu karışımı ayaklarınıza sürün. Üzerine nemli gazlı bez ardından da streç sarın. Son olarak çorap giyin. Bir gece ayaklarınızda bekletin. Ertesi gün yıkayıp kurulayın. Limon suyuyla masaj yapın. Kuruyunca talk pudrası serpin.
GÜR VE SAĞLIKLI KİRPİKLER İÇİN : Bir çay kaşığı lanolin, bir çorba kaşığı zeytinyağı, bir çay kaşığı buğday özü yağı ve 5'er tane ceviz ve fındığı benmari usulü eritin. Ceviz ve fındıkların rengi değişirken ocaktan alın. Süzüp bir şişeye koyun. Her akşam gözünüze kaçırmadan kirpiklerinize sürün. Ayrıca kirpiklerinize yeşil çayla kompres yapın.

18 Nisan 2008 Cuma

AĞIZ KOKUSUNDAN KURTULMAK İÇİN

Ağız kokusu sadece insanın kendisini değil çevresinde bulunan insanları da rahatsız eder. Ama kimi insanlar ne yaparsa yapsın ağız kokusundan kurtulamaz. Ağzı kokusunun sebepleri çeşitlidir. Bazan bu koku bir hastalık habercisi de olabilir. Mutlaka bir doktora giderek gereken muayene ve tetkikleri yaptırın. eğer hastalık söz konusu değil ise ağız kokusundan kurtulmak için size bir kaç doğal öneride buluınacağız.
1. Tarif :
Malzemeler: Kuru Üzüm Mersin Ağacı Yaprağı
Hazırlanışı: Bir su bardağı kuru üzüm ve bir tutam mersin ağacı yaprağı alınarak bir kaba konur. Macun kıvamına getirilene kadar karıştırılır ve yenir.
2. Tarif :
Malzemeler: Bal Karanfil Mesleki Tarçın
Hazırlanışı: Bütün malzemelerden yarımşar su bardağı alınarak bir kaba konur. İyice ezilerek toz haline getirilir. Yeteri kadar bal eklenerek macun kıvamına geldiği zaman yenir.
3. Tarif :
Malzemeler: Bal Gül Kuruşu Hindistan Cevizi Karanfil Meyan kökü Öd Ağacı Tarçın Hazırlanışı: Bütün malzemelerden üçer tatlı kaşığı alınarak bir kaba konur. İyice ezilerek toz haline getirilir. Yeteri kadar bal ekle-nerek macun kıvamına geldiği zaman yenir.

16 Nisan 2008 Çarşamba

FINDIK MUCİZESİ

Hepimizin bildiği Karadenizin incisi Fındığı son zamanlarda televizyonlardaki Aganigi-Naganigi sloganıyla bir kez daha hatırladık ve hayatımızda daha çok yer verdik. Kendisi küçük olmasına rağmen faydaları sayılamayacak kadar büyük olan fınığın iyi bir afrodizyak olmasının yanısıra bakın ne gibi faydaları varmış.
*İçeriğinde ki Omega 3 kaynağı olarak kalp ve damar dostu bir besindir. Omega 3 kan pıhtılaşmasını ve damar sertliğini önler; tansiyonu düşürür, şeker hastalarında kalp hastalığı riskini azaltır.

*E vitamini bakımından zengin olması nedeniyle antioksidan ve yaşlılık engelleyici bir gıdadır, adet döneminde kan şekeri düşüklüğüne faydalıdır.
*İçerdiği E vitamini şeker hastalığının gelişimini engeller; kalp, damar, beyin ve sinir fonksiyonlarını düzenler, yaraların iyileşmesine faydalı olur, prostat kanserinden korur.
*Fındıkta bulunan B5 vitamini stresi giderici özelliği olan bir vitamindir.
İçerdiği B6 vitamini bağışıklık sistemini güçlü tutmaya yarar, kan şekeri düşüklüğüne faydalıdır.
*Gebelikte mutlaka takviyesi gereken B9 vitamini içerir. B9 vitamini damar sertliği yapıcı maddeyi azalttığı gibi kalp krizi, felç ve bunama riskini de azaltır.
İçerdiği D vitamini kırmızı kan hücrelerinin yapımında rol alır, cilt yaralarının iyileşmesini hızlandırır.
İçerdiği krom, kan şekerindeki oynamaları engellemek için gereklidir.
Bor bakımından zengindir; kemikleri güçlendirir.

15 Nisan 2008 Salı

MAYDONOZUN FAYDALARI

Maydonozu yeşil mucize diye tanımlarsak hata etmiş olmayız sanırım. Yaz kış sürekli elimizin altında bulunan bu mucizeyi iyi değerlendirip faydalarından yararlanmak gerekir. Bol miktarda beta karoten içeren maydonoz görme gücümüzü iyi yönde etkiler. Ayrıca kılcal damar sistemine, adrenal bezine ve troid bezine iyi gelir. Potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden de oldukça zengindir. Maydanoz suyundaki yüksek klorofil miktarı kanı arttırarak oksijeni metabolize eder ve böbreklerin, karaciğerin, idrar yollarının temizlenmesine yardım eder. Sindirim enzimlerini uyararak sindirim rahatsızlıklarını dindirir. İnce bağırsaktaki hareketleri arttırır. Bir tutam maydanoz günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar.
MAYDONUZUN FAYDALARI VE ÇEŞİTLİ HASTALILARA YARARLARI
* İçeriğindeki bol C vitamini ile iyi bir kanser savaşçısıdır.
* Kanı temizler, kansızlığa, mesane iltihaplanmasına, kum, böbrek taşı ile tansiyona, şişmanlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına, damar sertliğine etkilidir. Maydanoz suyuna bal ve limon ilave edilerek günde 1-2 bardak içilir. Böbrek rahatsızlıklarında; 4 bardak suya 1 demet maydanoz yıkanır konur, 5 dakika kaynatılır, süzülür. Günde 3 kere 1'er çay bardağı içilir.
* Tohumları idrar ve safra söktürücü, adet kanamalarını kolaylaştırıcı nitelikleri vardır. Maydanoz, aybaşı sancılarını keser, adetleri düzenler, ağrıları giderir, akıntıları keser. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardım eder. Gazın dışarı atılmasını sağlar.
* Soğuk algınlığına birebirdir. Grip ve nezleyi geçirir, balgam söktürür, terletir, ateş düşürür. Kan şekerini normal seviyede tutar, kansere karşı koruyucudur, vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atar, romatizma hastalığına ve sarılığa iyi gelir.
* Rahat bir uyku uymanıza yardımcı olur. Yatmadan önce ağızda çiğnenen bir demet maydanoz rahat uyumayı sağlar. Bulantılarda ve nefes darlığında bir tutam maydanozu iyice çiğneyerek yutmak kişiyi rahatlatır.
* Anne sütünü azaltır. Emzikli kadınların süt kanalı tıkanmalarında maydanoz lapası uygulanır.
* Yara, kesik ve morartıları iyileştirir. Kulak ve diş ağrısına iyi gelir.
* İyi bir afrodizyaktır. Cinsel isteği artırır.
İYİ BİR CİLT BAKIMI ÜRÜNÜDÜR : Sivilceli, lekeli, pürüzlü ve kırışık ciltlerde parlaklılık ve pürüzsüzlük verir.
YAPILIŞI : 2 bardak kaynatılmış suda, 1 demet yıkanmış maydanoz sapları ile beraber üstü kapalı olarak kısık ateşte 5 dk. Kaynatılır.20 dk. Demlenmeye bırakılır süzülür. Böylece etkili cilt losyonu ve lapası elde edilir.Temiz cilde lapası sürülüp 20 dk bekletilir, sonra süzülen maydanoz suyu ile cildi yıkanır. Her gün günde birkaç kez uygulanır.
* Saçlar maydanoz suyu ile yıkanır ise saçları besler ve parlatır .
Böcek ve arı sokmalarında sokulan yere sürülürse ağrıyı giderir.
KULLANILIŞI: Birkaç taze yaprak, bir litre suda kaynatılarak günde iki fincan içilir. Kuru yapraklardan elde edilen toz, günde iki tutam içilebilir. Kompres ve gözler için losyon ve şampuanı yapılır. Astım, menopoz, ağrılı adet görme ve öksürük için yukarıdaki kaynamaya birkaç kök ve yarım avuç tohum atılarak el ayak banyoları yapılır. Lapası kıyılmış yapraklardan yapılır.
DİYATE ( ŞEKER HASTALIĞI) KARŞI ETKİLDİR : 3 demet maydanoz ezilir, 6 bardak suya konulur, üstü kapatılır, 30 dakika demlemeye bırakılır, sonra süzülür, üzerine 1,5 su bardağı taze sıkılmış limon suyu ilave edilir. Her gün sabahları aç karnına 1 bardak içilir.
ÖNEMLİ UYARI: Maydanoz suyu 60 gr'dan fazla ve tek başına içilmemeli. Havuç-elma suyuyla içilebilir. Böbrek iltihabı olanlar yememelidir.

13 Nisan 2008 Pazar

PROF.DR İBRAHİM SARAÇOĞLUNDAN LAVANTA KÜRÜ

Hepatit B ve Hepatit C hastalığına karşı çare bulduğunu öne süren Kimya Profesörü İbrahim Saraçoğlu, “Bitkilerdeki Sağlık Mucizesi” adlı kitabında birçok ciddi hastalığın kürlere dayalı olan alternatif tedavi yöntemlerini anlatıyor. Tempo, 20-26 Mayıs 2004 tarihli sayısında bu tedavi yöntemlerinden birisi olan lavanta küründen bahsedelim. Prof. Dr. Saraçoğlu’nun verdiği bilgilere göre belli bir düzen ve şekilde yapılan lavanta kürü, birçok insanın korkulu rüyası olan Hepatit B ve C virüslerine karşı tedavi edici bir özellik taşıyordu. Bilindiği gibi Hepati B ve C yaygın bir bulaşı hastalık
ve günümüzde oldukça fazla insanı sıkıntıya sokan bir hastalık. Prof. Saraçoğlu Bu hastalığın tedavisinin gücünü lavantadaki etkin maddelere dayandırıyor. Lavanta Hepatit'i karaciğerden tamamen atamıyor, ancak yılda bir uygulanacak "lavanta kürü" ile hastalığı baskı altında tutabiliyor. Saraçoğlu'nun belirttiğine göre Lavanta kürünü uygulayanların karaciğer ölçümlerinde kısa sürede belirgin bir iyileşme gözleniyor.
Okuyucuların yoğun ilgisi Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’nun bilimsel çalışmalarının sonuçlarını okuyucularımızla paylaşma konusunda bizleri teşvik etti. Çalışmalarını Antalya’da sürdüren Prof. Dr. Saraçoğlu, kendisiyle yaptığımız görüşmenin hemen başında kendisinin bir tıp doktoru olmadığını, hastaların mutlaka ve mutlaka doktorlarının uyguladığı tedavi yöntemlerine riayet etmeleri gerektiğini söylüyor. Saraçoğlu’na göre kendi önerileri sadece normal tedavilerin yanında zararsızca uygulanabilecek alternatif yöntemler.

LAVANTANIN ÖZELLİKLERİ VE KULLANIMI
Lavantanın özellikleri : Bir metreye kadar yükselebilen, çalı görünümlü, çok yıllık bir bitkidir. İnce uzun yaprakları gümüşi, çiçekleri ise menekşe renklidir. Çiçeklerin ferahlatıcı, hoş bir kokusu vardır. Bol güneşli tepelerde ve sırtlarda yetişir. Akdeniz ülkelerinde süs bitkisi olarak da yetiştirilir.
Bileşim: Cineol, cumarin, linalool içerikli uçucu lavanta yağı, tanen, flavon.
Toplama ve hazırlama: Drog olarak kullanılan çiçekler, temmuz-ağustos aylarında, henüz tomurcuk halinde iken toplanmalıdır. Saplarıyla birlikte toplanan çiçekler, demet halinde bağlanıp, gölge bir yere asılarak kurutulur. İyice kuruduktan sonra, çiçekler saptan ufalanarak ayrılır.
Kullanım alanları ve biçimleri: Küçük keseler içinde aralarına yerleştirildiği çamaşırlara çok hoş, iç açıcı bir koku kazandırır. Uykusuzluk çekenler de, lavanta içerikli yastıklar kullanmayı denemelidirler.
Yatıştırıcı etkinliği onun başlıca özelliğidir. Lavanta çayı, uykusuzluk ve sindirim sorunlarına karşı kullanılabilir. Merkezi sinir sistemini ve üst solunum sinir sistemini olumlu etkiler. İçerdiği tanen maddesinin de yardımıyla, mayalanma belirtileri veren ishallerde başarılıdır. Safrakesesi salgılarının arttırılmasında, az da olsa, olumlu etkisi vardır. Uykuya dalmayı kolaylaştıracak ve yorgun sinir sistemini yatıştıracak bitki çayı karışımlarında genellikle lavanta da kullanılır. Mide ve bağırsak rahatsızlıklarında yatıştırıcıdır. Lavanta çayı, kafaya kan hücumunda, migren ve baş ağrılarında kullanılabilir. Tüm bu rahatsızlıklara karşı, lavanta katkılı banyolar da rahatlık sağlayabilir. Lavanta yağı, iştah açıcı, sindirim sistemini uyarıcı ve yatıştırıcı olarak, biraz ılık suya 5-6 damla veya kesme şekere 3-4 damla damlatılarak kullanılır.
Lavanta çayı: 1-2 çay kaşığı dolusu çiçek, 1 bardak kaynar suyla haşlanır, 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Soğutmadan, biraz bal ile tatlandırılarak ve yudumlanarak içilir. Mide, bağırsak rahatsızlıklarında ve ishalde tatlandırılmaz. Şeker hastaları kesinlikle tatlandırmaz.
Lavanta banyosu: 60-70 gr lavanta çiçeği, 2-3 litre suya eklenir, kaynama derecesine kadar ısıtılır, 10-15 dakika demlendikten sonra süzülür ve banyo suyuna eklenir. Banyo süresi 15-20 dakikadır. Bu banyolar özellikle, kan basıncı düşük olan kişileri rahatlatır, canlılık kazandırır. Sinirli kişiler, dengeleyici bir rahatlığa kavuşur.
Yan etkiler: Lavanta çiçeğinin bilinen hiçbir yan etkisi yoktur. Ama lavanta yağının içten kullanımında dikkatli olunması gerekir. Fazla miktarda alındığında mide ve bağırsak mukozasını tahriş edebilir.

PROF.DR İBRAHİM SARAÇOĞLUNDAN ALZHEİMER İÇİN HAVUÇ KÜRÜ

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlunu bir çoğumuz keçiboynuzu kürü ile tanıdık. Ama kürler bunlarla sınırlı değil tabiki. Bu yazımızda havuç kürünü anlatacağız. Havucun A vitamini yönünden çok yaralı olduğunu ve özellikle gözlerimiz için tüketmemiz gerektiğini hepimiz biliyoruz. Karoten açısından oldukça zengin olan havuç Aynı zamanda ALZEHİMER (ALZAYMIR) HASTALIĞI
için de iyi bir şifa kaynağı.Prof.Dr. İbrahim Saraçoğlu uyguladığı taze sıkılmış havuç suyu kürü ile Alzheimer’ı yüzde 30 oranında iyileştirdiğini belirtiyor. Ama bu uygulama hastalağın başlangıç evresinde olanlar için geçerli.Prof. Saracoğlu, “Hastalığının son evresinde olanlarda da, hastalığın ilerlemesinin belirgin bir şekilde durdurduğu gözleniyor” diyor…- Havucun insan sağlığına etkilerini genel başlıklar halinde anlatır mısınız?“Havuç neye yararlıdır?” diye kime sorarsanız sorun, önce “gözler” diyecektir. Halbuki, gözlerimiz için havuçtan çok daha faydalı olan sebze domatestir. Havuç, bol miktarda A vitamini içerdiğinden dolayı gözler için faydalıdır. Ancak, burada bilmemiz gereken nokta A vitamininin yağda çözünen bir vitamin olmasıdır. Havuç suyunu doğrudan içtiğimiz taktirde içerdiği A vitamininden tam anlamıyla istifade edemeyiz. İçerdiği A vitaminini büyük bir oranda vücudumuza kazandırmak istiyorsak, bu taktirde bir bardak havuç suyunun içerisine iki-üç damla sıvı yağ damlatmamız gerekir.A ve E-vitamini hücre içerisinde denge halinde bulunur. Bazı insanlar hekimlerine danışmadan iki veya üç günde bir E-vitamini tableti alırlar. Birincisi, fazla alınan E-vitamini yorgunluk yapar. İkincisi ise belirttiğim gibi A- ve E-vitaminleri hücre içerisinde karşılıklı olarak denge halinde bulunur. İşte, bu nedenledir ki çok fazla E-vitamininin alınması demek, hücreden A-vitamininin atılması demektir. Aynı şekilde çok fazla A-vitamininin kullanılması demek hücre içindeki E-vitamininin belirli oranda dışarı atılmasına neden olur. Bu da, hücre içindeki A- ve E-vitamin dengesinin bozulması anlamına gelir. Hekiminize danışmadan A- ve E-vitamin tüketimini alışkanlık haline getirmeyiniz veya uzun vadeli olarak kullanmayınız.Genel olarak yağda çözünen vitaminlerin (A, D, E ve K) hekime danışılmadan alınması doğru değildir.Havuç suyunun önemli bir özelliği yemek borusu ve mide yanmasına karşı olan gücüdür. Mide yanması çekenler için bir bardak havuç suyu bulunmaz bir nimettir. Havuç kürü, insan vücudunda bulunan OGG1 (8-OxoGuanine DNA Glycosylase) enzimini aktive etme özelliğine sahiptir. OGG1 enziminin aktivitesinin düşüklüğü, akciğer kanserinin oluşumunda oldukça etkilidir. Akciğer kanserine yakalanmış hastalarda OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olduğu gözlenmiştir. Yapılan klinik deneyler OGG1 enziminin aktivitesinin düşük olması durumunda, akciğer kanserine yakalanma riskinin on misli artış gösterdiğini ortaya koymuştur. Taze sıkılmış havuç suyu kürü, OGG1 enziminin aktivitesini yükselterek, bu kanser türüne karşı güçlü bir önleyici özellik göstermektedir. Bu özellik aynı zamanda keçiboynuzu küründe de bulunmaktadır.Havuç kürünü uygulayanlar, sigara tiryakisi iseler, havuç suyu kürünü uygularken bol bol balgam sökerler. Bu anlamda havuç suyu kürü aynı zamanda sigara içenler için iyi bir balgam söktürücüdür. Kalp krizi geçirme riski altında olanlara taze sıkılmış havuç suyu kürünü ihmâl etmemelerini özellikle tavsiye ederim.- Havuç suyu kürünün Alzheimer hastalarına olan etkileri nelerdir?Ben, genelde incelemek istediğim bitkinin önce kökleri ile işe başlarım. Her bitkinin kökü kendine özgü bir yapıya sahiptir. Köklerin içerdiği bazı maddeler, o bitkinin yapraklarının, saplarının ve hatta çiçeklerinin içerdiği etkin maddeleri bulmamızda anahtar vazifesi görür. Havuçun köklerinde acethylcolin maddesi bulunmaktadır. Acethylcolin beyin hücrelerinde (nöron) bulunan bir madde. Bu maddeye neurotransmitter da denilmektedir. Acethylcolin seviyesinin, Alzheimer hastalarında düşük olduğu birçok klinik deneyler ile ortaya konmuş ve yüzlerce makale bu konuda yayınlanmıştır. Acethylcolin havuçun köklerinde bulunmasına rağmen, havuçun kendisi yani, yumrusu acethylcolin içermemektedir. Ancak, sinir sistemi ile ilgili olarak doğrudan etkili birçok değişik etkin madde içermektedir.Taze sıkılmış havuç suyunda, Alzheimer hastalığını önleyici güce sahip etkin maddelerin sayısı en az 17 tanedir. Bunlar arasında alpha-terpinene, gama-terpinen, tryptophan, thyamin, carotol, daucic asit, daucine, choline, camphor, borneol ve terpinen-4-ol etkin maddeleri bulunmaktadır. Camphor etkin maddesi havuçta çok çok az bulunmasına rağmen, beraberinde glutamate türevi içermesi camphor’un etki gücünü artırarak beyinde plak oluşumuna engel olabilmektedir. Bunlardan terpinen-4-ol ve borneol etkin maddeleri acetylcholinesterase-inhibitörü görevi yaparak, acethylcholinin beyin hücrelerinde (nöron) azalmasına engel olur.Yapılan klinik deneylerde, Alzheimer hastalarında acethylcholin seviyesi düşük olarak gözlenmektedir. Methyl-pentosans ve lupeol maddesinin tüm bu etkin maddeler ile birarada bulunması, taze sıkılmış havuç suyu kürünü Alzheimer hastalığının önlenmesinde, durdurulmasında ve de tedavi edilmesinde tartışmasız kılmaktadır. Burada tekrar hatırlatmayı uygun buluyorum, havuç suyunun içerdiği etkin maddelerin tamamını bir bütün olarak düşünmek gerekir. Birini veya bir kaçını bir arada uygulama yöntemi olarak düşünmek yanlıştır.- Bu kürün etkileri ne zaman görülüyor? Her tedavi yönteminde olduğu gibi havuç kürünün uygulanmasında da sonuç almak için belirli bir süre geçmesi gerekir. Alzheimer hastaları bu kürü uygularken sonuçlarını bir iki haftadan önce alamazlar. Ancak, ikinci haftadan sonra Alzheimer hasta yakınları, TSHSK’nün olumlu sonuçlarını ve dikkate değer ölçüde olumlu gözlemlerini yapabilmektedirler. Diğer tüm kürlerde olduğu gibi, bu kürün de her Alzheimer hastasında yüzde yüz etkili olacağı söz konusu değildir. Bu durum, modern tıbbın imkânlarında da böyledir. Bir ilacın veya uygulanan kürün başarılı olabilmesi, o insanın genetik yapısına, bağışıklık sistemine, başka rahatsızlıklarının olup olmadığına, sürekli bir rahatsızlığının olup olmadığına, yaşına, hamile olup olmadığı gibi bir çok faktörlere bağlıdır.Alzheimer hastalığı ile ilgili olarak bir noktayı önemle vurgulamak istiyorum. Bu hastalık, genel olarak bir kaç ayda ani olarak ortaya çıkan bir hastalık değildir. Başlangıcı, en erken on ile yirmi yıl öncesinden yavaş yavaş ve sinsi bir şekilde gelişmeye başlamaktadır. Yeterli düzeye gelmeden bu hastalığı erken teşhis etmek mümkün olmamaktadır.Bulguların doğrultusunda teşhis konulduğunda, hastalık yerleşmiş ve kendisini bariz şekilde belli etmeye başlamış bulunmaktadır. Bu nedenle önleyici veya durdurucu olarak TSHSK’nın orta yaşlardan itibaren kullanılmasını tavsiye ederim. Günümüzün modern tıbbı bu hastalık için: “Son yıllarda hastalığın seyrini değiştiren bazı tedavi seçenekleri ortaya çıkmış olmasına rağmen, iyileştirilebilir ya da düzeltilebilir bir hastalık değildir. Ancak hastalığın ilerleme hızını yavaşlatmak, hastalık seyri sırasında ortaya çıkan bazı rahatsız edici bulguları düzeltmek, ortadan kaldırmak mümkündür” ifadesini kullanmaktadır.- Havuç suyu kürünü uygulayan hastalarda başarı oranı nedir?Bugün için Alzheimer hastalığını doğrudan tedavi edebilecek bir ilaç henüz geliştirilememiştir. Ancak, Alzheimer hastalığının neden olduğu bazı şikâyetlerin tedavisi mümkün olmaktadır. Ayrıca, Alzheimer hastalığının başladığını tayin edebilecek herhangi bir analiz yöntemi de henüz geliştirilememiştir. Taze sıkılmış havuç suyu kürünün, Alzheimer hastalığını tedavi gücü yaklaşık yüzde 30 oranındadır. Mevcut 11 hastamda bu kürün bahsettiğim sonuçlarını gözlüyorum. Bu oranın çok daha yukarılara çekilmesi mümkündür.Bu da ikinci bir bitkinin promotor veya medyatör olarak kullanılması ile mümkün olabilecektir. Kitabımda yer verdiğim gibi kereviz-ıspanak veya ısırgan-ebegümeci veya da maydanoz-tereotu ikili karışım kürleri gibi. Havuç suyunun etkisini daha da artırabilecek, ilave ikinci bitki üzerindeki araştırma çalışmalarım devam etmektir. TSHSK’nın yaklaşık yüzde 30 oranındaki tedavi gücü, Alzheimer hastalığının başlangıç evresinde olanlar için geçerlidir. Alzheimer hastalığının son evresinde olanlar için tedaviden ziyade, hastalığın ilerlemesini belirgin bir şekilde durdurduğunu gözlemek mümkün olmaktadır. Burada tekrar hatırlatmayı uygun buluyorum, bir hastalığı önlemek onu tedavi etmekten çok daha kolaydır.- Kür uygulanırken nelere dikkat edilmeli? Kür uygulanırken dikat etmek gereken bazı noktalar var tabiki. Satın aldığınız havuçların taze ve olgunlaşmış olmasına mutlaka özen gösteriniz. Kolay bükülebilen veya tazeliğini kayıp etmiş olan havuçları satın almayınız. Kolayca eğilebilenler tazeliğini yitirmiş olanlardır. Tam olgunlaşmadan (genç) toplanmış olan küçük havuçlarda şeker oranı yüksektir. Havuç olgunlaştıkça içerdiği şeker oranı da azalır. Havucun rengi ne kadar güçlü ise içerdiği beta-karoten maddesi de o kadar fazladır. A-vitamini (retinol) ihtiyacımızı genel olarak hayvansal besinlerden alırız. Bitkilerde moleküler yapıları birbirlerinden farklı çok çeşitli karotenler vardır. Karotenler, A-vitamininin ön basamaklarıdır. Bunlardan molekül yapıları uygun olanlar, insan vücudunda kısmen A-vitaminine dönüştürülürler. Bu dönüşüm için molekül yapısı en uygun olan karoten, beta karotendir. (KAYNAK : NETTEN ALINTI– DERLEYEN :HERTELDEN)

ELMA SUYU İLE ZAYIFLAMA

İşte size zayıflamak için mucize bir reçete. Üstelik son derece sağlıklı, ucuz ve bol vitaminli. Elmanın pek çok yararı var. Bu yararlara bir de zayıflatıcı etkisi eklendi.MALZEMELER :
3 adet elma, 2 adet portakal, 2–3 adet karanfil, bir tutam tarçın.YAPILIŞI : Elma ve portakalları kabukları ile birlikte dilimleyin. Bütün malzemelri 1 litre suya katarak kaynatın. Meyve karışımının suyunu süzün. Sıcak veya soğuk olarak günde 5–6 bardak için. Meyvelerin poslarını sakın atmayın. Bu posaları saat 3–4 gibi yiyin. tokluk hissi verdiğinden zayıflamanıza yardımcı olacaktır.

12 Nisan 2008 Cumartesi

GEBE KALMANIN ŞİFALI YOLLARI

Annelik sonderece keyifli ve bir o kadar da kutsal bir şey. Her kadın doğası gereği bir bebek gördüğünde iç geçirir ve günün birinde kendi çocuğunu kucağına almak ister. Ama her kadın doğal yollarda hamile kalacak kadar şanşlı olmuyor maalesef. Tıp bu konuda çok ilerlemiş durumda. ama insanlar yinede bu işin şifalı yönlerini de aramakta.
Gebe Kalmak Gereken Şifalı Bitkiler: Ceviz, Pelin otu, Nar çiçeği, Soğan Tohumu, Yer somunu, Susam yağı, Süt
Hazırlanış Şekli:
* Ceviz içi dövülerek ezilir. Elde edilen ezme, Soğan to­humu ve susam yağı ilavesiyle birlikte macun kıvamına gelinceye kadar yoğrulur. Hazırlanan macunla bakla irili­ğinde yapılan haplardan hayızdan sonra günde üç-beş tane yutulur.
* Pelin otu, Nar Çiçeği ve Soğan tohumu birlikte dem­lenir. Süzülerek elde edilen posa, macun kıvamına ge­linceye kada bal ile karıştırılarak yoğrulur. Hazırlanan macundan kahvaltıdan sonra bir çorba kaşığı yenir.
* Yer somunu kökü suda kaynatılır. Süzülerek elde edi­len posa, macun kıvamına gelinceye kadar bal ile karıştı­rılarak yoğrulur. Hazırlanan macundan kahvaltıdan sonra bir çorba kaşığı yenir.
* Yer somunu kökü suda kaynatılır. Süzülerek elde edi­len sıvı bir süre dinlendirilir. Kısırlığa karşı sabah-akşam bu sıvıdan birer bardak içilir.
* Hamile kalmak için sabahları aç karına taze süt, ak­şamları da yatmadan önce susam yağı içilir.

KINANIN YARARLARI

Güzellik ve süsleme amaçlı pek çok ülkede kullanılan kına aslında sağlık açısından çok yararlı bir madde. Bakalım kınanın yararları nelermiş.
KINA YAĞI : Kınanın belirli işlemlerden geçirilmesiyle elde edilen kına yağı oldukça yararlı.
YAPIMI :
Bir avuç kına cam şişenin içine konarak üzerine doluncaya kadar saf zeytinyağı dökülerek iyice çalkalanır. Çalkalanan şişe bir hafta boyu güneş gören yere asılarak bekletilir ve süzülür.
KULLANIMI : Süzülerek elde edilen kına yağının sulandınlarak içilmesi halinde, içteki yaraları iyileştirmekte etkin yararları vardır.
KABAKULAK VE İLACI: -Kına ile mayalı hamur.Kaba kulak olan yerin üzerine konacaktır.
El sirkeye batırılarak kaba kulak olan yere sürülecektir.
KANSER HASTALARI İÇİN KINA : Kanser tedavisinde kullanılan bazı kemoterapi ilaçları ellerde ve ayaklarda yara çıkmasına neden oluyor. Bu yaraların iyileşmesi için kına yakmak deneylerle kanıtlanmış bir tedavi yöntemi.

DEMİR SUYU

Arkadaşlar internette gezeken çok ilginç bir yazı buldum ve sizlerle paylaşmak istedim. Sizinde ilginizi çekeceğinden eminim.
-Çelik kızdırılarak
5-10 defa suda söndürülecek ve bu suyun her 100gr' mına 1'er gr .Günlük ilave edilerek 1/4 kalana kadar kaynatılacaktır.Bu sudan birer fincan içilir.Bu sudan her sene içilirse insan hastalanmaz.Dünyanın en kuvvetli macunları yense bunun verdiği kuvveti veremezler. (Alıntı)

11 Nisan 2008 Cuma

AŞIRI ADET KANAMALARI İÇİN

Kimi kadın çok az adet görmekten şikayetçi iken kimi de kanamasının fazlalığından şikayet eder. Özellikle kanamanın fazla olması kadınlar için kansızlıkğın önmeli nedenlerinden birisidir. Bu durumda öncelikle yapmak gereken tabiki bir hekime gidip sorunun kaynağını öğrenmek ve gereken tedaviyi almak.
Aşırı kanama problemi olanlar için doğadan yararlanmak isteyenlere ;
•Kramp eşliğindeki güçlü kanamalara karşı, kramp çözücü civanperçemi, kan durdurucu atkuyruğu veya çobançantası bitkilerinin çayı etkili olur. Günde 2-3 bardak çay, adet döneminin 2-3 gün öncesinden başlanarak, yemeklerden önce, tatlandırılmadan içilir.
•Gül veya çam kokusu rahatlatıcı olabilir. İçine bu bitkilerden birinin esansından birkaç damla karıştırılmış su dolu bir çanak yatak odasında bulundurulmalıdır.

PROSTAT KANSERİ İÇİN DOĞAL BESLENME ÖNERİLERİ

Yazın ve hatta kışın vazgeçilmez yiyeceğidir domates. Ama her meyve ve sebze gibi mevsiminde yemek daha yaralı. Çünkü mevsimi dışında yenen herşey kanserojen etki gösteriyor. Domates bilindiği gibi çok iyi bir kanser savaşçısı. Bu yazımızda prostat kanseri üzerine etkileri etkilerinden bahsedeceğiz.
Prostat kanseri erkekler arasında en sık karşılaşılan kanserden biridir. Prostat, kestane boyut ve şekillerinde bir salgı bezidir. Mesanenin altında, rektumun (makat) önünde yer alır. Bu kanser türü yavaş ilerlemekle birlikte, ölümcül olabilmektedir.
Amerika Kanser Araştırma Birliği hastalıktan korunmak için yapılması gerekenleri şu şekilde sıralamakta;
• Bol bol taze meyve ve sebze tüketilmesini,
• Özellikle yağlı kırmızı etten uzak durulmasını önermektedir.
Özellikle domates, kırmızı greyfurt ve karpuz, içerdikleri kanser savaşçısı maddeler olan Likopenler sayesinde prostat kanserine karşı koruyucudur. Yapılan bir araştırma haftada 10 veya daha fazla domates veya domates türevli gıda alan kişilerde de, haftada ortalama 1,5 kez alanlara göre prostat kanseri riskinin %35 azaldığını da rapor etmiştir. Bu maddenin DNA hasarını önlemekte etkili antioksidan özelliği gösterdiği ve prostat kanseri riskini azalttığı bulunmuştur.
Antioksidan etkili vitaminlerin de aynı etkiyi gösterip göstermediği araştırma konusudur. Yapılan yeni çalışmalarda günde 50 mg (400 IU) E vitamini almanın kanser riskini azalttığı belirlenmiştir. Selenyumun da hastalığa yakalanma olasılığınızı azatlığı yönünde çalışmalar mevcuttur. Bununla birlikte, A vitaminin içeren maddelerin Prostat kanseri riskini arttırmaktadır.

9 Nisan 2008 Çarşamba

LAZER EPİLASYON HAKKINDA BİLMENİZ GEREKENLER

Lazer son yılların gözdesi. Sağlıktan güzelliğe kadar pek çok alanda kullanılmakta. bu yazımızda lazer epilasyondan bahsedeceğiz. Lazer epilasyon nedir öncelikle onu izah edelim. Lazer epilasyon kıl köklerine lekrik akımı verilerek kıl köklerinin yakılması suretiyle kıl köklerinin zayıflatırak yok edilmesidir. Lazer epilasyon uygulamasında Galvenik, Termoliz ve bileşik yöntem olmak üzere 3 yöntem kullanılır.
LAZER EPİLASYON HAKKINDA MERAK EDİLENLER
* LAZER EPİLASYONUN GÜVENİLİRLİĞİ : Lazer epilasyon konusunda en çok merak edilenlerden bir tanesi de güvenilir olup olmadığı. Aslına bakılırsa bir kaç yıldır uygulanıyor olmasına rağmen çok net bir bilgi yok güvenilirliği açısından. Ama şu da bilinen bir gerçekki Lazer epilasyonun güvenilirliği kullanılan cihaza, yapan kişiye, kişinin tecrübesine ve hijyen gibi uygulamara göre değişir. Fakat en tecrübeli elde bile cilt reaksiyon verebilir ve istenmeyen sonuçlarla karşılaşılabilir.
* LAZER EPİLASYON HER CİLDE UYGUN MUDUR? : Lazer epilasyon için en uygun cilt tipi aslında açık tende koyu renk tüyeleri olanlardır. ama son teknolojik gelişmelerden sonra koyu renk tene sahip olan kişilerde bu imkandan faydalanabilmektedir.
* LAZER EPİLASYON ZARARLI MIDIR ? : Bu zamana kadar yapılan uygulamalar sonrasında lzaer epilasyonun zaraları ile ilgili herhangi bir klinik bilgi yoktur. Verilen bilgiler daha çok lazer epilasyon sırasında oluşan cilt reaksyonları ile ilgilidir. Ciltte oluşan kızarıklıklar ve küçük kabarcıklar belli bir süre sonra geçecektir. Eğer epilasyon işlemin uzmanı tarafından yapılmaması sonucu kalıcı izler söz konusu olabilir.
* LAZER EPİLASYON ACI VERİ Mİ ? : Eğer ağrı eşiğiniz çok düşük değil ise epilasyon işlemi sırasında muhtemelen yanma hissi yaşayacaksınız. Eğer ağrı eşiğiniz çok düşük ise lokal anestezi uygulaması ile acı biraz hafifletilebilir.
* KAÇ SEANS SONUCUNDA FAYDALIDIR ? :
Lazer epilasyon yapılırken sadece aktif kıl köklerine etki eder. Fakat tüm kıl kökleri aynı anda aktif olmadığından bir seanslık uygulama tüm köklere etki etmeyecektir. bunun için bir kaç seans uygulanması gerekir. Kaç sean uygulama gerektiği konuda net bir şey söylenememekle birlikte genel uygulamarın 5-8 seansta sonuç verdiği bilinmektedir.
LAZER EPİLASYONDAN ÖNCE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
- İşlem yapılmadan 4 hafta öncesinden ağda,cımbız, epilatör, tüy dökücü gibi kıl köklerine tki edebilecek her hangi bir işlem uygulamamak gekir.
- 1 ay öncesinden itibaren güneş ışığı ve bronzlaşmadan özellikle kaçımanılmalıdır.
- Eğer kullanılan bir ilaç var ise mutlaka uygulayan uzmana bilgi vermek gerekir. Özellikle Roucutan kullanan bir kişi en az 6 ay sonra lazer epilasyon yaptırabilir.
- Uygulamadan önce cilde kimyasal peeling veya cildi soyacak krem uygulaması yapılmamış olmalıdır.
- Uygulama öncesi tüy sarartıcı madde kullanılmamalıdır.
- Uygulama sırasında meydana gelmesi durumunda sizi ve uygulayıcıyı sıkıntıya sokacak bir hastalığınız var ise mutlaka bilgi veriniz. -
Herhangi bir cilt hastalığınız var ise uygulayıcıyı uyarınız.
LAZER EPİLASYONDAN SONRA YAPILMASI GEREKENLER : Tedavi sonrasında hafif kızarıklık ,ödem veya su toplaması olabilir. Bunun için:
-Güneşten korununuz 30 veya daha yüksek faktör güneş koruyucusu kullanın.
- Bölgeyi nemlendiriniz.(Nemlendirici kremler ile )
- Sıcak su değdirmeyiniz.(24 saat içinde)• Ağrı şişme olursa yumuşak beze sarılı buz tatbik ediniz.(24 saat içinde)
- Gereğinde ağrı kesici kullanabilirsiniz.
- Traş etmeyiniz (48 saat içinde)
- Kabuklanmalara el sürmeyiniz.
- Tüyler 2 hafta içerisinde uzuyor gibi görünerek,dökülür.
- Ağda ve tüy dökücü kremler kullanamayınız.
- Bölgeye nazik davranıp,kaşımamalısınız.
-Tedavi sonrası 2-3 gün spor ve ağır egzersiz yapmayınız.
- Enfeksiyon bulgusu varsa (ateş,iltihap) mutlaka işlemi yapan uygulayıcıyı arayınız.
- 24 saat içinde fondöten ,allık gibi cildi kapatan uygulamalar yapmayınız.

7 Nisan 2008 Pazartesi

ÇEŞİTLİ SORUNLARA BİTKİLERLE DESTEK TEDAVİSİ

ARPACIK : Arpacık çok sinir bozucu bir durumdur. Ve oldukça acı verir. Ne yaparsanız yapın olgunlaşmadan tamamen kaybolmaz. Ama size bir önerimiz var. 1 çay bardağı sıcak suya bir tutam papatya konur ve bir müddet sonra süzülerek bununla göze masaj yapılır. Bu tedavi 2 saatte bir, 5-10 dakika tekrarlanır.
BADEMCİK :
Özellikle çocukluk çağında bademcik hepimiz için sorun olmuştur. Aslında bademcikler mikrop girişini engellemek içindir. Ama bazan bu durum tam tersine dönebiliyor. Bademcik iltihapları için Kekik gargarası çok etkilidir. Balık yağı içirilmelidir.
APANDİSİT : Oldukça tehlikeli olan Apandisit hepimizin yaşayabileceği bir sorun. Bu hastalığı önleyici en etkili şey, Böğürtlen çayıdır.
BAŞ AĞRISI : Sürekli baş ağrası olan insaların öncelikle İlgili branş doktoruna gidip muayene ve tetkikleri sonucunda sorunun kaynağını öğrenmesi gerekir. Etkili tedavi için bu sebepleri ortadan kaldırmak gerekir. 1 bardak sıcak suya birer tutam lavanta, papatya, nane, biberiye ve kekik konur,5 dk. sonra süzerek günde 2-4 bardak içilir.
DAMAR TIKANIKLIĞI : Damar tıkanıklığı ciddi bir sorundur ve tedavi edilmez ise telafisi mümkün olamayan sonuçlar doğurabilecek bir hastalık. 250 gr.Hayıt tohumu, 6 lt suda yarım saat kaynatılır ve günde 3 öğün, aç karna, bir çay bardağı içilir. (Tansiyon düşürücü etkisi vardır. )
GUATR : Guatr Torid bezlerinin düzensiz alışmasından kaynaklanan bir sorun. bunun için bitkisel önerimiz, Tere tohumu, nöbet şekeri veya bal ile eşit oranlarda karıştırılıp yenir. Deniz süngeri kurtulup toz haline getirilir ve balla karıştırılarak yenir.
KALP KRİZİ : Düzenli beslenme ve düzenli bir yaşam tarzı kalp krizi riskini en az düzeye indirebilir. Bunun için bitkilerden de yardım almak mümkün. Ökseotu çayı, Melisa çayı ve Adaçayı içmek kap krizini önleyici etkiye sahiptir. Ayrıca Civanperçemi, Atkuyruğu ve kekik oturma banyoları da yararlıdır.
KEMİK ERİMESİ : Namı diğer Osteoporoz kemik yoğunluğunun azalarak deforme olmasıdır. Günde 3-4 bardak Civanperçemi çayı yudum yudum içilmelidir.
NEFES DARLIĞI : Nefes darlığı problemi olanlar için Bir miktar Deniz kadayıfı, toz haline getirilir. Ihlamur içine 1 çay kaşığı oranında katılarak kaynatılıp içilir.
KAS ERİMESİ : Kas erimesi sorununuz var ise Günde 3-4 bardak Aslanpençesi çayı yudum yudum içilmelidir.

5 Nisan 2008 Cumartesi

HURMANIN FAYDALARI

Hurmanın hepimiz için farklı bir yeri vardır. Müslümanlık için kutsal olan toprakların meyvesi olan hurma, İftar sofralarının vazgeçilmez yiyeceğidir aynı zamanda. Oruç hurmayla açılır ki daha sevap olsun diye. Hurmanın diğer özellikleri; kalp ve damar hastalıklarından korunmada etkili rol oynaması, kansere karşı koruyucu olması, boğaz ağrısını kesmesi, bronşit, öksürük ve soğuk algınlığı şikayetlerini gidermesidir.
Uzmanlar, hurmanın lif, mineral ve fenol açısından oldukça zengin bir besin maddesi olduğunu belirtti. Kalp dostu olarak bilinen elmada daha çok bakır ve çinko bulunurken, hurmada sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demirin 2 kat daha fazla olduğu, düzenli yenilmesi halinde, kalp ve damar hastalıkları riskini azalttığı ifade edildi.

Yaklaşık yüzde 20 nem ihtiva eden taze hurmada yüzde 60-65 seker ve yüzde 2 protein, kurumuşunda ise yüzde 75-85 civarında şeker olduğunu hatırlatan uzmanlar, hurmanın faydalarını şöyle sıraladı.
"Orucun hurma ile açılması halinde, oruçtan dolayı insanın üzerinde oluşan halsizliği hurma birden giderir. Hurma aslında her öğünde yenilebilecek bir meyvedir. Mineraller açısından oldukça zengindir. İçeriğinde kalsiyum, potasyum, demir, B vitamini bulunmaktadır. Hurma bedeni ve zihni gelişmeyi sağlar. Kansere karşı koruyucu olduğu bilinir. Boğaz ağrısına keser. Bronşit, öksürük ve soğuk algınlığı şikayetlerini giderir. Kemik hastalıklarında faydalıdır."
İsrail'de yapılan bir araştırmada elma ile hurmanın yararları karşılaştırıldı. Hurmanın lif, mineral ve fenol açısından zengin olduğu, buna karşılık hurmada sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir miktarlarının elmadakinden iki kat daha fazla bulunduğu, hurmanın düzenli yenmesi halinde kalp ve damar hastalıkları riskini azalttığı tespit edildi. Bu meyvelerin içindeki yararlı maddelerin daha çok kabuklarında bulunduğu kaydedildi.

4 Nisan 2008 Cuma

BAHAR YORGUNLUĞU İÇİN MUCİZE İKSİR

Baharın yaklaştığı hatta kapıya dayandığı şu günlerde hemen hemen herkeste benzer şikayetler mevcut. Halsizlik, bıkkınlık, hayata karşı isteksizlik, hafif depresif durumlar ve buna benzer şikayetleriniz var ise sie ze bahar yorgunu olabilirsiniz. Peki bu bahar yorgunluğuna ne yapmak lazım. Doğal yollardan bu yorgunluktan kurtulabilirsiniz. Nasıl mı?
Malzemeler:
15gr. arı sütü- 20 çörek çöre otu-20 gr.ginseng-50 gr.polen-20 gr. çamsakızı-20 gr.keçi boynuzu-20gr.Dar-ı fülfül-1 kg kestane balı.
YAPILIŞI VE KULLANIM ŞEKLİ : Tüm malzemeleri bir havanda döverek un haline getirin.Bal ile karıştırıp cam kavanoza koyun.Hergün sabahları aç karnına bir tatlı kaşığı tüketin.
Faydaları: Arı sütü bağışıklık sistemini güçlendirir,ruhsal ve fiziksel dayanıklılığı arttırır.Çöre otu zindelik verir,vücuda kuvvet gelir,bronşite iyi gelir. Ginseng strese karşı drenci arttırır, fiziksel ve zihinsel dayanıklılığı arttırır.Polen hücreleri yeniler,dış etkenlere karşı korur,deri ve göz iltihaplarına iyi gelir.Çam sakızı solunum ve idrar yolları hastalıklarında faydalıdır.Keçi boynuzu nefes darlığına karşı etkilidir.Dar-ı fülfül kuvvet verici,hazım kolaylaştırıcı,öksürük gidericidir,Kestane balı kasları kuvvetlendirir,kan dolaşımını düzenler.
ÖNEMLİ NOT : BU İKSİR 40 GÜN İÇİNDE İÇİLMELİDİR !

KARIN DÜŞLEŞTİRMEK İÇİN EGZERSİZLER

Gençlik dönemlerimizde metebolizmamız oldukça hızlı çalıştığından çok fazla kilo problemi yaşamayız. Tabi bu söylediğimiz metabolik bir rahatsızlık olmadığı sürece geçerli. Yaşın ilerlemesi ile birlikte metabolizma yavaşladığı için kilo verme sorunu artar. Bel kalınlaşmaya başlar. Göbek bölgesinde yağlanma başlar. Araştırmalar sonucunda bel kalınlığı 80-100 arasının üzerinde ise kalp krizi riski artıyot. Bu değerler kadın ve erkeğe göre değişiyor tabi. Dümdüz bir karına sahip olmak için bir kaç basit egzersiz önereceğiz sizlere.
1- Yere sırt üstü uzanın yüzünüz yukarı bakacak şekilde. Parmaklarınızı başınızın arkasında birleştirin. Dizinizi çenenize doğru getirmeye çelışın ve bu sırada boynunuzun pozisyonunu değiştirmeden omuzlarınızı yukarı doğru kaldırın. Sol bacağınızı düz tutarak yerden 45 derece açı ile kaldırın ve hafif sağa doğru eğilin. Yatarak pedal çevirme hareketini yapın.
2- Sandalyenin üzerine çıkın ve sıkıca tutunun. Dizlerinizi sırayla kıvırarak çenenize doğru kaldırmaya çalışın, b u hareketi 12-16 kez tekrarlayın.
3- Yere yüz yukarı uzanın. Ellerinizi yanlara düz bir şekilde uzatın.Bacaklarınızın ikizini de 90 derece açıyla yukarı doğru kaldırın ve bacak bacak üstüne atar gibi düz olarak bir süre sabit durdurduktan sonra değiştirin. Hareketi 12-16 kez tekrarlayın.
4- Yere yüz yukarı uzanın. Ellerinizi 45 derecelik açıyla kulaklarınızın yanından düz olarak geriye doğru uzatın. Düz olarak uzattığınız bacaklarınızı 45 derece aralık şekilde kıvırın. Omuzlarınızı kendinize doğru kaldırın.
5- Yere yüz aşağı uzanın. Ayak parmaklarınızın ucunda ve el dirseklerinize dayanarak tüm vücudunuzu havaya kaldırmaya çalışın.
Bu egzersizleri daha keyifli hale getirmek için Favori şarkılarınızla dans edin. Hava almak için yürüyüş yapın. Çocuklarla elim sende oynayın. Bisiklete binme ve merdiven egzersizleri yapın. Yani kısaca mümkün olduğunca çok hareket etmeye gayret edin.

3 Nisan 2008 Perşembe

CİLT GÜZELLİĞİ İÇİN ŞİFALI BİTKİLER

Zırnık: Egzama tam tedavisi olmayan bir cilt hastalığı. Zırnık iç yağı ile merhem yapılırsa yara ve egzamaya iyi gelir.
Kırmızı Zırnık : Tüylerinizden kurtulmak için de iyi bir çözüm olan zırnık için bir tarifimiz var. Kırmızı zırnık, merhem sütüyle merhem yapılırsa , kıl diplerine sürülürse bir daha çıkmaz.
Zambak:
Lekesiz ve parlak bir cilt istiyorsanız zambak suyunu Suyu yüzünüze sürerseniz cilde parlaklık verir, lekeleri yok eder.
Zeytinyağı: Vücudumuza ve sağlığımıza yararları saymakla bitmiyor zeytin yağının. Bu yazımızda saçlar için yararıdan bahsedeceğiz. Saf zeytinyağı cildi ve saçları yumuşatır, besler, cilt hastalıklarını giderir. Saç dibi kaslarını geliştirir. Saçların renginde kalmasını sağlar, dökülmeyi durdurur.
Yaban pancarı: Çözümleyici ve gözenekleri açıcı bir özelliği vardır. Siyah cinsinde vücuttaki maddeleri tutucu özelliği mevcuttur. Saç, sakal dökülmesine, yüzdeki çillere, yüzdeki çillere , saç kepeklenmesine , sivilcelere karşı suyu sürüldüğünde faydalıdır.
Yavşan otu: saç bakımında ideal bir bitkidir. Suda kaynatılıp suyuyla saç yıkamak saçları canlandırır.
Yasemin çiçeği: Bir kaç rahatsızlığa birden iyi gelir.Güçlü bir antidepresan, Antiseptik, hücre yenileyici özelliği vardır.
Yabani menekşe: Cilt hastalıkları egzama ve akneye iyi gelir.
Şalgam: Yiyecek ve içecek olarak tüketilen şalgam aynı zamanda saçlar açısından oldukça yararlı. Şalgam yakılarak külleri , zeytin yağı ile merhem yapılıp kıl diplerine sürülürse kırılma olmadan saçlar uzar.. Şalgam suyuyla saçını yıkayan birisinin saçları beyazlamaz. Şalgam tohumu suda kaynatılıp saçlar yıkanırsa sağlığına kavuşur.

2 Nisan 2008 Çarşamba

BAHARATTAN GELEN ŞİFA

Bahartalar çok şeşitli olup sofralarımızda damak tadımızı zenginleştirmek için her daim emrimizdedir. Ama bu baharatların sağlık ve şifa dağıtan diğer bir yönü de var. Çeşitli sağlık sorunlarına karşı etkili bir silah olarak baharatlardan bazılarının ne için kullanıldığını aşağıdaki yazımızda belirttik.
AĞIZ YARALARI :
Sirke ve susam yağı karışımı ile gargara yapılabilir. Birer çorba kaşığı böğürtlen yaprağı, hunnap, mercimek ve sinirli yapraktan oluşan karışımı kaynatıp, ılıkken gargara yapabilirsiniz. Kuru üzüm, anason ve balı aynı ölçüde karıştırıp, yaraların üzerine sürebilirsiniz. Bol kekik çiğneyin.
ARPACIK : 1 çay bardağı sıcak suya bir tutam papatya konur ve bir müddet sonra süzülerek bununla göze masaj yapılır. Bu tedavi 2 saatte bir, 5-10 dakika tekrarlanır.
BÖBREK VE MESANE TAŞI : 1 lt. suya birer tutam Kırkkilit otu, Mısır püskülü ve Kiraz sapı konur, 5 dk.kaynatılır ve süzerek günde 2-4 bardak içilir. Ağrıyı dindirmek içinse; 1 lt. suya birer tutam Keten tohumu ve Meyan kökükonur, 15 dk. kaynatılıp süzülür ve günde 3-4 bardak, aç karnına içilir.
GUATR : Tere tohumu, nöbet şekeri veya bal ile eşit oranlarda karıştırılıp yenir. Deniz süngeri kurtulup toz haline getirilir ve balla karıştırılarak yenir.
KİREÇLENME : 400g. Ardıç tohumu, 1kg bal ile karıştırılır ve bu karışımdan, günde 3 öğün, aç karnına, 1 tatlı kaşığı yenir.
SEDEF HASTALIĞI : 50g. Isırganotu, 50g. Şahtereotu ve 50g. Civanperçemi 1 lt. sıcak suda 15 dakika bekletilip süzülür ve günde 3-4 bardak içilir.
ÖKSÜRÜK : Günde 20g.'dan fazla olmamak kaydıyla, Defne tohumu bal ile karıştırılıp yenir. 100g. toz zencefil ve 100g. toz zerdeçal 1kg bal ile karıştırılarak günde 3 öğün aç karna, 1 tatlı kaşığı yenir.
MİDE VE BAĞIRSAK HASTALIKLARI : Bu rahatsızlıklar için tarçıjn iyi bir baharattır. Mide ve barsak ta kokuşmayı, gazı önler,
Hazmı kolaylaştırır,
Mideyi uyartarak gaz söktürür,
Mide ve barsaktaki spazmı giderir,
Barsaklarda tifo kolera, vesaire mikroptan olan ishalleri durdurur,
Barsaktaki çeşitli kurtları döker,
Sinirler içinde çok faydalıdır: Ruhi bunalım, soğuk algınlığı ve gripten sonra olan ruhi sıkıntıları giderir,
Kan dolaşımını ve solunumu artırır,
Hanımlarda: beyaz akıntı, regl dışı kanamalarda kısa süren regleri düzene sokmada çok fayda verir,
Akciğer kanamalarını durdurur. (Kan kusma)